14-28 Şubat süreci sevgiden sevgisizliğe giden yol  
Yazıyı Oylayın :
14-28 Şubat süreci sevgiden sevgisizliğe giden yol

14 Şubat, şayet sevgililer günüyse geri kalan günler düz mantıkla sevgisizler günü olsa gerek.

Oysaki geri kalan 364 günde ise; anneler, babalar, kadınlar gibi yine içinde sevgi olan, sevgi kokan diğer günler var. O zaman o günler ne olacak. Yoksa bunun adı âşıklar günümü.

Sizse onu bir günle anmışınız.

Ne yazık ki batı dilinde sevgi ve aşk kavramları bir birinden farklı kelimelerle ayrılmaz. Onlar sevgi yada aşka ‘love’ derler. Bizse aşkı ve sevgiyi bir birinden ayırmış bir ömre yaymış bir hediyeye tahvil etmemiş, bir yastıkta kemale erdirmişizdir.

En sonunda Tanrıya-Allah’a vardırmışız ki; bizim, Arabilerimiz, Yunuslarımız, Rumilerimiz yaşamış ve bunu ifade etmişler. Bakilerimiz, Nedimilerimiz ise bunu o kadar güzel ifade etmişler. Sizin, çıkıpta, gelipte; bir gün ile bir taş ile veyahut bir ticari mal ile bu durumu ifadeye çalışmanız; ne sevenin gerçekten seven; nede sevilenin, gerçekte sevilen olmadığını ifade etmez mi sizce.

14 Şubat günü, benim bir şeylerin yanlış gittiğini çoktandır fark edipte bunun nedenlerini kavrayışımın özel bir günüydü.

Malum olduğu üzere, birileri için bu günün özelliği, birilerinin o günü Aziz Valentina anısına değil de kendi azizeleri- sevgilileri için önemli bir gün saymalarındadır.

Tabii ki, bugünün,  bu cenah için özellikle popüler kültür için anlamı; sevgililerin, -kapitalistleşen dünyada-  azizler için tahsis edilmiş günü, kendilerine mâletme pahasına sevginin ticari bir metaya dönüştürülmesine razı olmaları söz konusudur.

Bir diğer husus ise: kapitalistleşen dünyada, kendilerini dünya sistemi, popüler kültür dışı, alternatif olarak gören, yükselen yeni İslam pratiğinin ülkemizde popüler kültüre nasıl entegre, angaje olduğunun çoktan beri idrakine varışımın nedenlerinin alenice bir bir zuhur edişinin günüdür.

Kuşağım gereği şahit olduğum ve etkilerine gün be gün tanık olduğum Türk Siyasi tarihinin en dikkate şayan gelişmelerinin olduğu dönemdir 28 Şubat.

Bu dönem belki birilerinin birileri ile yollarını ayırdığı, kendi kaderlerini istikametlerini kendilerinin belirleyebileceğini sandığı; esasında tam bir esarete ve delalete duçar olduğu bir süreçtir.

Bu süreç, çaresizliklerin insanı reel politiğe ittiği; ideada olanın, gerçekte olana yenik düştüğü; insanların, iktidarda iken ne kadar kirlenebileceğinin canlı örneklerinin vücuda gelmesine sebep olduğu bir dönemin adıdır.

Şubat, mitolojilerde yeni yılın henüz gelmediği doğaya ölü toprağının serpildiği ve ilkbahara gebe kaldığı bir dönem olması münasebetiyle; 28 Şubat sürecinin de, böyle bir tarzda, Türk siyasi tarihinde yeni bir sayfanın açılışına mitosumsu bir arka planı alarak yorumlanabilir.

Biz, 28 Şubat sürecinden sonraki gelişmelerde gördük ki, siyasal İslam’ın bütüncül bir teori olmaktan ne kadar uzak olduğunu ve sadece refleksif  bir kurgu olduğuna şahit olduk.  Kendini, kendi olmaklığı ile değil de kendini öteki ile tanımlayan bir teorinin bir kuşatıcı söylem olamayacağına şahit olduk. Ve şuna da şahit olduk ki siyasal İslam modernist bir proje olmanın ötesine geçememiştir.

Böylece İslam, araçsal aklın kategorilerince, gerçekliklerin olumlayıcı aracı olup, negatif değil de pozitif bakışın diyalektiğin adı olmuştur.

Onun bu modernist olma yanı, yani kendi gücünü halktan alma yanı, kendinin en zayıf ve bir o kadar da en kuvvetli yanıdır ki bu ise Modern dünyada hep zaaf olarak zuhur ede gelmiştir.

Teorik zaaflara, bireylerin ontolojik zaafları da eklenince hazin son kaçınılmaz olmaktadır.

Süreç neticesinde kendini süreçten önce geleneksel olarak niteleyen görüş -ki aslında gelenekselciydiler- süreçten sonra modernitenin imkânsızlıklarını imkana dönüştürerek kendine İslam modernitesi kurguladı. Bunlar içinde yılbaşılar, 28 Şubatından önce kabul edilemez kutlanamaz zamanlar iken; 28 Şubattan sonraki süreç yılbaşıları da, Yeni İslam kurgusu içinde hiçte mahsurlu bulmamaya başladılar. Buna ek olarak sevgililer gününü de tü-kaka bir gâvur âdeti olarak görülürken bu durum yine, Yeni İslam kurgusu içinde çokça masum gerekçelere dayandırılarak insani bakıştan everensel kültür perspektifinden en nihayetinde modern dünyadan referanslar getirilerek İslamizasyona uğratıldı.

Bugün 28 Şubattan önce ve 28 Şubat süreci ve sonrasında bir takım sorun yaşayanlar şimdilerde normalleşme yaşayaraktan sisteme, modernlik sürecine katılaraktan; onun nimetlerine ulaşaraktan çektiklerinin acısını bir bir çıkarır gibi, çatır çatır modernleşmektedirler kendiliklerini inkar etmekteler.

Bu hal önceleri kabul edilemezlik içerir iken, şimdilerde ise artık değişim süreci tamamlanmış olup konu artık değiştim değişmedim noktasından çıkmış olup pradigma bunalımı olağan hale bırakmıştır.

Dünün varlıksızları, sistem dışına atılmış ve itilmiş İslamcılar, Yeni İslam Projesiyle modernizmin rahatçılık(konformizm)- realizm zokasını yutaraktan onun nimetlerini henüz yeni yeni fark ederekten modernizmin hiçte kötü bir şey olamadığını yavaş yavaş anlamaya başlamaktadırlar.

Herkes sanır ki, mevcut iktidar, 28 Şubat için çok içerli ve ne yapıyorsa 28 şubatın bilinçaltılığı ile yapıyor ve fakat unutulmamalıdır ki yine iktidar mevcudiyetini bu sürecin küllerinden vücuda getirdi.  
 
 








Semaver tarafından yazılmış¸ Son 25 yazı :
          2010
Mart
11

  Döküman Seçenekleri

Bu Dökümanı PDF Olarak indir. Pdf olarak Aç

Bu Dökümanı Word olarak indir Word Olarak Aç

Bu Dökümanı Yazdır Yazdır

Yorum Ekle Yorum Yap

makale Kategorisinin Haber Akışına Abone Olun Abone Ol

Paylaş





 
 
Hiç Yorum Yapılmamış
ilk yorum yapan siz olun !   
Yeni Yorum Ekle   
 
  YENİ YORUM EKLE
 



Adınız Soyadınız:

E- Mail Adresiniz :
Mail Adresi Gösterilmeyecektir.

Yorumunuz :

Güvenlik Resmi : (Karakterleri Giriniz) :
Güvenlik resminde gördüğünüz karakterleri yandaki kutuya giriniz

2012-02-08 18:54

SEMAVER KÜLTÜR SANAT PORTALI
Künye | Telif Hakları Yasası | Destek Bannerları | Reklam
editor@semaverdergisi.com