?xml:namespace>
Doğu batı denklemindeki kırılganlık zemin kaybetmeden sürüyor. Soğuk savaş bitmesine rağmen dünden kalan kesin hesaplar kapatılmışa benzemiyor. Taraflardan birisinin göreceli iyi niyet yaklaşımı hesaplaşmanın dozajını düşürmeye yetmedi.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Ortadoğu, bir barış bölgesi olma özlemini bir müddet daha erteleyeceğe benziyor. Bölge ülkeleri ve batının çıkar hesapları idealdeki barış odaklı söylem bütünlüğünü kuşatmıyor.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Bölgenin en deneyimli, tarihi birikimiyle stratejik öneme sahip ülkesi Türkiye’nin bütün çabalarına rağmen istenen viraj bir türlü alınamıyor. Özlenen şafak doğmak bilmiyor.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Türkiye kendi ölçeğinde barışın, uzlaşmanın çıtasını bir hayli yükseltmiş durumda. Tarihten gelen mayınlı sorunların birçoğuna aklıselim politik argümanlarla çözümler üretmeye gayret etti.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Bölgesinde savaş, gerilim, kriz istemeyen Türkiye’nin iyi niyetli birçok girişimi bazı müttefikleri tarafından doğru okunmadığı anlaşılıyor. Bölgenin hamiliğini bırakmak istemeyen uluslararası sistemin oyun cambazları, atılan yapıcı politik hamleleri bertaraf etme gayretlerini gizlemiyorlar.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Başta ABD olmak üzere İran’a yaptırım kararı alan ülkeler İran’ın ikna edilemeyeceği senaryosundan hareketle planlarını yapmıştı. Fakat Türkiye-Brezilya ikilisinin iyi niyet misyonu ve İran’ın yapıcı tutumu sayesinde ittifak grubunun beklentisi boşa çıkmış oldu. Düzenin ezberi bozulmuştu. Yeni bir hamle yapmak yerine, kurulan oyunun devamı olan ambargo kararının alınmasından imtina edilmedi. Aslında bu satranç oyunundan son adım çoktan şah denmeyi hak etmişti. Fakat oyun kuranların kendilerini şah demeye mecbur hissetmeleri, sürecin pozitif enerjini adeta sömürdü. Davutoğlu’nun ifadesiyle Türkiye-Brezilya ikilisinin başarısını herhangi AB ülkesinden ikisi yapmış olsaydı sürece yüklenen anlam ve stratejik önemine düzülmeyen methiye kalmazdı.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Fakat gözüken odur ki Türkiye onara edilmek yerine, satranç oyununa limon sıkan konumuna gelmiş oldu. Ama bu ambargo kararı su yüzüne yazı yazmaktan öteye bir anlam ifade etmeyecek. Tarihin seyrinde de bir anlam ifade etmeyecek. Ama Türkiye-Brezilya ikilisinin politik duruşu şimdiden tarihin sayfasında seçkin yerini almıştır.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Çünkü BM’nin yaptırım kararı uygulanamayacak, görmezlikten gelinen iyi niyet çabasının üzerinde konsensüs sağlanarak, yeni trajedilerin önüne geçilecektir. Dünya ABD’nin ve uluslararası gücün Irak’ta, Afganistan’da Filistin’de yaşattığı realiteleri görüyor. Yaşıyor.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Dünyanın artık yeni trajedileri kaldıracak lüksü bulunmamaktadır. Ekonomik kriz neredeyse bütün insanlığı tehdit eder pozisyonda. Ülkeler ekonomik kriz nedeniyle iflasın eşiğine sürüklenmiş durumda. Kendi yarasını sarmaktan aciz bir dünya sistemi yeni krizlerin hamiliğini yapacak güçte değil. Yapılan sadece suyu bulandırmak, insanlığı demoralize etmek, yapılan iyi niyet çabalarının önünü kesmektir.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Satranca yeni oyuncular istenmiyor. Bize rağmen yapılan hamleler sadece bizim tasarrufumuz doğrultusunda anlam bulabilir. Kaba tabirler efelenmek, racon kesmek bizim işimiz demeye getiriliyor. Diğer oyuncular sadece “taşeron oyuncu” olabilirler. Bizde bu misyonu önemseyerek onara ederiz.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Diğer taraftan İran’ı içe kapamak daha güçlendirir. İran’ın kapalı sistem yapısında bugünkü noktaya geldiği göz ardı edilmemelidir. Bu hamleler İran’ı dolaylı yoldan güçlendirecek. Büyütecek. İstenmeyen adam yarının en önemli güçlerinden birisi olacak. Acaba İran’ı dünyadan izole etmek isteyenler aslında güçlendirerek kendilerine satrançta rakip aramış olmasınlar. Çünkü İran haricinde dünyayla özgün sorun yaşayan pek ülke yok gibi.
?xml:namespace>
?xml:namespace>
Türkiye, dünyanın realitesine uygun çözümler üretmektedir. Başta eksen kayması olmak üzere yapılan bütün olumsuz eleştirilere rağmen sonuç alıcı adımlar atılmaktadır. Türkiye yürüttüğü yapıcı, kuşatıcı, onara eden, ahlaki zemini olan, karşılıklı kazanım düzleminde barışçıl politikalarına hayat vermeye devam etmelidir.
?xml:namespace>