| |
|
|
|
|
 |
Romanlarında ortaya koyduğu yaklaşım ve bilimsel öngörüleriyle 21. yüzyılın Jules Verne’i olarak anılan Karl Olsberg, Sistem’de, geleceğe yönelik “acaba”ları yaşamın içinden gündelik unsurları dikkate alarak sorgulamaya devam ediyor. Almanya ve Fransa’da çok satanlar arasında yer alan ve filme de çekilmekte olan Sistem, dünyamızın teknolojinin pençesinde nasıl çığrından çıkabileceğini gözler önüne seriyor. Eserin sarsıcı anlatımında “yapay zekâ uygulamaları” üzerine doktora sahibi Olsberg’in gerçekçi teknolojik yaklaşımı büyük rol oynuyor.
Bilimkurgu türünün en sevdiği ikilemlerden biri olan “bilgisayarlar hayatı kolaylaştırırken günlük yaşamın dengesini kendi lehlerine değiştirme gücüne sahip mi?” sorusu, Karl Olsberg’in Sistem adlı gerilim romanında bir kez daha okurun karşısına çıkıyor. Ancak Sistem’in önemli bir farkı var. Kitaplarında ele aldığı konular ve bilimsel geleceğimize yönelik öngörüleriyle 21. yüzyıl Jules Verne’i olarak değerlendirilen Karl Olsberg, romanda insan zekâsının sınırlarını, kavrayışını ve yaratıcı gücünü de tartışmaya açıyor.
Yapay zekâ uygulamaları, bir diğer ifadeyle “bilgisayarların aklı” konusunda doktora sahibi olan Karl Olsberg, bilgisayarların her alanda dünyayı ele geçirmekte olduğuna dikkat çekiyor. Sistem’i okurken, pek çok bilimkurgu kitap ve filminde işlenenin aksine, dünyanın robotlar tarafından değil bilgisayarlar tarafından ele geçirilme riskinin aslında hiç de azımsanmayacak bir seviyede olduğunu fark ediyorsunuz. Sistem, Arthur C. Clarke’ın 2001: Bir Uzay Macerası’nda başlayan insan-bilgisayar çekişmesini bir sonraki boyuta taşıyarak uzaydan dünyaya indiriyor ve küresel bir boyuta taşıyor. Yazar, kitapta ortaya koyduğu öngörüyle insanoğlunun geleceğe yönelik tüm adımlarda dikkatli olması gerektiğini de hatırlatıyor. Sistem, günümüz dünyasına bakışınızı ve geleceğe yönelik vizyonunuzu bütünüyle değiştirecek bir roman.
Karl Olsberg, bilgisayarların hızla geliştiğini ve bunun gelecek için bir tehlike oluşturup oluşturmadığından kimsenin emin olamayacağını söylüyor: “Bilgisayarlar, cep telefonları, televizyonlar, mp3 çalarlar, kameralar ya da otomobiller… Hepsini birbirine bağlayarak dev bir ağ, ucu bucağı olmayan bir sistem oluşturmak için verdiğimiz müthiş bir çaba var. Bu uğraşı aslında en büyük düşmanımızı kendi elimizle yaratmak için mi veriyoruz? Günümüz teknolojisini kontrol altına aldığımızdan nasıl emin olabiliriz? Her geçen gün daha zeki, daha anlaşılmaz ve daha fazla kontrol gücü olan bilgisayarlar yaratıyoruz. Sistem genişliyor ve daha da fazla akıllanıyor. Bu ucu bucağı olmayan maceranın sonunun nereye varacağını kimsenin bilmediğini düşünüyorum; ama gelecek tahmin edildiği kadar aydınlık olmayabilir.”
KARL OLSBERG
Karl Olsberg, 1960’ta doğdu. Münster’de işletme öğrenimi gördü. Çeşitli bilgisayar programlama dilleri öğrendi ve bilgisayar oyunları yazdı. “Yapay zekâ uygulamaları” üzerine doktora yaptı. Biri mültimedya, biri yazılım alanında olmak üzere iki şirket kurarak iş hayatında başarı kazandı. Halen Hamburg’da yaşayan Olsberg, kurumsal danışman olarak çalışıyor ve kitap yazıyor. Diğer romanları Der Duft (Koku) ve Schwarzer Regen (Kara Yağmur) da Can’ın yayın programında.

Semaver tarafından yazılmış¸ Son 50 yazı :
|
|