|
ERMENİ TASARISININ KABULU
“Tarih tarihçilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir” tezinden yola çıkan ABD, tarihi LOBİ’ye devretmek suretiyle Ermeni Tasarısını Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul etti.
Kabul edilen bu tasarı tarihi değiştirdi mi peki? Tabii ki hayır.
Bence bu oylama bizim lehimize olmuştur. Neden?
Daha öncede kabul edilen tasarının bu seferki en önemli sonucu; tasarının kabul edilmesi değil, Yahudi Lobisi’nin bizlere yutturulmaya çalışılan gücünün abartılmaması gerçeğinin ortaya çıkmış olmasıdır.
Hatırlarsak daha önceki dönemlerde İsrail Lobisi olmasaydı bu tasarı geçerdi. Tasarının kabul edilmemesini Yahudilere borçluyuz diyenler bizleri uyutmaya çalışıyorlardı.
Son oylamanın sorumlusu olarak Başbakan’ın İsrail çıkışı ve bu çıkış sonucunda İsrail Lobisinin desteğini çekmesi olarak göstermeye çalışanlara 2007 yılındaki oylamayı hatırlatmakta fayda var.
Hatırlanacağı üzere 2007 yılında da bu tasarı 21’e karşı 27 oyla kabul edilmişti.
Yahudi lobisinden yoksun olarak 22 karşı oy çıkmışsa (geri kalan 23 oyun da nasıl çıktığı ortada),
Yahudi Lobisinin önceki dönemlerde bizleri tam manasıyla destekleyip desteklemediğini daha iyi analiz etmiş oluruz.
Görünen o ki, Yahudiler önceki dönemlerde bizleri kendilerine gebe bırakmak için oylamayı hep bıçak sırtında bırakmışlardır.
Tasarının İsrail Lobisini küstürdüğümüz için meclisten geçtiğini savunanlara tezimiz şudur ki, keser döner sap döner beyler…
?xml:namespace>
DİYARBAKIRSPOR-BURSASPOR
AB yolu Diyarbakır’dan mı geçer bilinmez ama Diyarbakır’dan, Bursaspor’un geçiyorduk uğradık tadında yolunun düştüğüne şahit olduk.
Dar olmayan sahada kısa paslaşmaları göremeden maç bitti.
Taş yağmurunun sonucunda gökkuşağı çıkmasını bekleyen Diyarbakırlılar ne kadar dizlerini dövseler yeridir.
Keskin sirke küpüne zarar sözünü atasözleri kitabımıza armağan eden büyüğümüzü yalancı çıkarmamaları dışında ellerine geçen ne oldu?
Hükmen mağlubiyet, saha kapatma cezası, para cezası ve en nihayetinde küme düşmeye aday bir takım dışında Anadolu’nun misafirperverliğini ayaklar altına alan bir manzara kaldı geriye.
Nasreddin Hoca’ya bağırdık çağırdık, bir çift sözde “hırsıza” edelim:
Maç sonunda radyodan Bursasporlu bir futbolcu demeç veriyor. Arkadaşın söylediğine göre Bursa’da Diyarbakırlıları çok güzel ağırlamışlar, maç esnasında ise birkaç “kendini bilmez taraftar” Diyarbakırlıların hassas olduğu bir konuda bağırmışlar. Bu arkadaş ve bu arkadaş gibi düşünenler kendilerine yalan söyleyebilirler ancak bizlerin buna inanmasını nasıl beklerler anlamıyorum.
Federasyon yetkilileri de bu cenah gibi düşünüyor olmalı ki ilk maç sonunda yaşanan olaylar ile ilgili olarak verdiği cezalar “güler misin ağlar mısın” durumundan farksızdı.
Maçın oynandığı gün Bursa’daydım. İnanılmaz güzel bir şehir.
Tarihin ve iç içe geçtiği bu güzel şehrin tam ortasında çirkin mi çirkin bir alışveriş merkezi var. Estetikten yoksun, tarihi dokuyla uzaktan yakından alakası olmayan bu çirkin yapıyı görünce tezatlık gözünüze batıyor. Kim yaptıysa, kimler izin verdiyse bu çirkin AVM’nin yapımına, ilk maçta yaşananlardan dolayı da Bursaspor’un centilmenlik tarihine bu çirkin olaylar kalın harfler ile yazılmıştır.
Bu konuyla ilgili olarak son söz Futbol Federasyonu için.
Evin içindeki tozları halının altına süpürmeyi tercih eden Federasyon yetkilileri, bir de utanmadan elindeki süpürgenin sapıyla Diyarbakırspor’u dövemeye kalktı. Maç günü de kafalarını kuma gömmek amacıyla yurt dışına kaçtılar.
Yazıktır, günahtır ve de ayıptır.
?xml:namespace>
YARGI KUŞATMASI
Yargı mı Yasamayı kuşatıyor, yoksa Yürütme mi Yargıyı kuşatıyor bilinmesine biliniyor amma diyeceğimiz şudur ki atım, uşağım, kuşağım…
Anlamayanlara alt yazı geçersek eğer diyoruz ki HSYK Kamusal Alan’da GDO’lu uzay eriği satmaya çalışıyor.
Yerseniz tabii…
?xml:namespace>
KILIÇDAROĞLU VE UĞUR DÜNDAR
Kemal Kılıçdaroğlu’na son dönemde bir haller oldu. Gaf üstüne gaf yapıyor, pot üstüne pot kırıyor ve en önemlisi kendi partisince de savunulamıyor artık.
Kılıçdaroğlu Öymen şamarının ardından bu kez de Af şamarı yedi. Böylesine zor günler geçiren Kılıçdaroğlu’nu savunmak ise Uğur Dündar’a kaldı. Ne zaman Star Haber’i açsam Uğur Dündar Kılıçdaroğlu’nu hoş göstermek için takla atıyor.
Anadolu’da “horon” tepip, Ankara’da “halay” çeken Kılıçdaroğlu’nu parlatmaya çalışan medya duayenimizin bu hali beni üzüyor açıkçası!
Bu ikiliyi her ekranda gördüğümde üniversitedeki bir eleman aklıma geliyor. Bu arkadaşımız kendini ön plana çıkarabilmek adına, hocalara şirin görünmek için takla atar dururdu.
Her soruya bir cevabı vardı muhakkak. Ancak verdiği cevaplar klişeden öteye geçmediği için gülünç duruma düşerdi.
Kendisini gülünç duruma düşürdüğünün farkında mıydı bilmem ama bizim çok eğlendiğimiz kesindi.
Bu arkadaşa ne mi oldu?
Milletvekili oldu!!!!
Şaka şaka…
TARAF ve DİNÇ BİLGİN
Çıktığı günden beri ülke gündemini belirleyen Taraf’ı kaybettik, kaybediyoruz haberiniz olsun.
Taraf’tan önce Taraf’tan sonra diye ayırdığımız Türk Medyası’nda bir dönem daha maalesef kapanmak üzere.
Taraf Gazetesi’nin yaşadığı mali sıkıntıları biliyorduk. Anlaşılan o ki dayanacak güçleri kalmadı. Taraf muhabiri katıldığı bir panelde mali sıkıntıların aşılması için Dinç Bilgin ile görüşüldüğünü söylemişti.
Pazartesi ve Salı günü Neşe Düzel’in Dinç Bilgin ile yaptığı röportajı görünce işin ciddi olduğu kendini belli etti. Yasemin Çongar’da bugünkü yazısıyla imzayı atmış oldu.
Umarım yanılıyorumdur.
Medya patronunun gölgesinde “tarafsız” olmaktansa Taraf okurları olarak “Taraf” kalmak istiyoruz.
Taraf’a duyurulur.
?xml:namespace>

Semaver tarafından yazılmış¸ Son 34 yazı :
|