|
Ülkeler, şehirler, evler hepsi ayrı birer alem yaşam içinde. Yeni bir yere gittiğimde hep arka sokaklar ilgimi çeker. Meydanlar, caddeler, müzeler bunlar göz önündedir ve bizlere görmek isteneni sunar ama neden ise bir şehri anlatan, beni etkileyen ve tanıtan hep arka sokakları olmuştur. Eski sandığa yerleştirdiklerimiz gibi arka sokaklar hep bir şeyleri örter saklar ve biriktirir.
İnsanlar, evler, giyimler hareketler hep o yerleri anlatır yansıtır birer ayna gibi bizlere. Hele ki kapıların önüne bırakılmış eski eşyalar. Artık onarılamayacağını düşündüğümüz, belki de modası geçti diye hemen kapının önüne bırakıverdiklerimiz gibi.
Bazen kırık bir masa, bir gece lambası, eski bir yastık ya da bir koltuk. Aslında o kadar çok şey gizlidir ki onlarda bir yaşam hatta birkaç nesil, hikaye, roman.
Beni en çok kapıya öylece bırakılanlar etkiler. Neler yaşanmıştır o eşyalarda, koltuklarda, cumbalı evlerin önünde, hayal ederim o zamanları ve insanları, bir anne beklerken camın önünde soğuk bir kış gününde sevdiğini, çocuklar sevinçle çıtır çıtır yanan sobanın ateşinde o koltukların üstünde oynar.
O eski gece lambasında belki de ne sevda dolu dizeler yazılmıştır heyecandan titreyen ellerde, hasretle beklenen postacıdan gelen mektuplar sabırsızlıkla açıp okunmuştur. Uzun süredir kaçımızın kapısını postacı çaldı hatta mahallemize uğramayı ne kadar oldu hatırlayan var mı?
Ya zarfların içine nasıl da bıraktıkları duygularını, kokularını, korkularını ve hasretlerini. Kır bahçesinden koparttıkları küçücük çiçekleri itina ile düzeltip sevileni düşünerek özenle koyup zarfın içine koskoca bir dünya sığdırmışlar.
Ve onları bekleyen ne yürekler vardı kim bilir? Çocukken bana o koltuklar çok heybetli gözükürdü, üstüne çıktığımızda ayaklarımız sallar dururduk ve ayaklarımızın yere değdiğinde büyüyeceğimiz söylendiği için o günleri hayal ederdik. O koltuklar cumbaların önünde dururdu, özlenilenin beklenildiği, mis kokulu kahve sohbetler yapıldığı, bayramlarda yeni örtülerin serildiği misafirlerin ağırlandığı yerlerdi.
Moda olsun diye eski masaları alıp üstüne bilgisayarları koyar olduk şimdilerde ve o mektuplarını yerini birkaç dakikada yazıp, arasına sanal işaretlerle duygularımızı anlatmaya çalıştığımız çiziklerle elektronik postalar aldı. Merhabaların yerine nbr lere, hasretle kucaklamaların yerini de bye lara bıraktık. Hasretleri unuttuk her şeye o kadar çabuk ulaşır olduk ki anlamlarını yitirdikçe kelimeleri de kaybeder olduk.
?xml:namespace>
Şimdi hepsi gerilerde kaldı ve belki de birer birer eski eşyalar gibi kapıların önüne bırakıldı, ta ki biz yeniden sahip çıkana kadar.
?xml:namespace>
Güzel bir rüyanın sabahına uyanmanız dileğiyle
?xml:namespace>
?xml:namespace>

Semaver tarafından yazılmış¸ Son 9 yazı :
|